İnterneti, reklam aracı olarak kullananlar farklı ödeme çeşitleri olduğunu bilirler ama aralarındaki nüansı bilmezler. Ayrıca çoğu insan da reklamlara harcadıkları maliyeti azaltmak için bir mücadele içerisindedir. Bu yüzden reklamların %99′unda kullanılan 3 farklı fiyatlandırma metodunu derledik. Bin başına gösterim, en eski olanıdır. Son zamanlarda tıklama başına maliyet daha çok kullanılıyor ve bize göre de en etkili olanı da budur. Son olarak daha yeni yeni oturmaya başlayan, aksiyon başına maliyeti anlatacağız.

Bin gösterim başı maliyet (BGBM)

Bin gösterim başına maliyet, Yahoo veya AOL gibi büyük internet portallarının sayesinde aktif olarak büyük çapta kullanılmaya başlandı. Bu, risk almaktan çekinmeyen firmaların büyük gelir kaynağı oldu. Bin başına gösterimde, reklamcılar yaratıcı bir iş çıkarırlar ve internet portallarının yapması gereken sadece bütçe bitene kadar reklamları olabildiğince göstermektir. Bin gösterim başına maliyet, geri dönüşümü ve reklamlara gereksiz tıklamaları önleyemediği için reklamcıları, performans garantisi verebilecek alternatif yollar aramaya itti. İngilizcesi CPM olan bu ödeme yöntemi Cost Per Mille’dir. (Mille Latince’de M olarak yazılan 1000 sayısının sembolüdür).

Aksiyon başına maliyet (ABM)

Bin gösterim başı maliyetten sonra aksiyon başına maliyet, en iyi çözüm olarak görüldü. Sonuç olarak potansiyel müşteriler, kayıt olma veya talep etme gibi belirli aksiyonlar  gerçekleştirdiğinde reklamcılar ödeme yapıyorlardı. Açık olmak gerekirse, bunun kötü olan tarafı ise aksiyon gerçekleşmedikçe insanlar reklamları binlerce kez görebiliyor ve tıklayabiliyorlar ancak reklam yayınlayanlar “aksiyon olmadıkça” bundan hiçbir gelir elde edemiyor . Burada bütün risk yayımcının üzerine kalıyor ve reklamın mesajının “aksiyon” sonucuna bağlanacak kadar güçlü olmasını ümit  ediyorlar. Reklam vereni en mutlu eden ödeme tipi bu gibi gözükse de Türkiye koşullarında uygulaması gayet zor ve nadir görülen bir maliyetlendirme…

Tıklama başına maliyet (TBM)

Tıklama başına maliyet, çevrimiçi fiyatlandırma spektrumunun tam ortasında kalıyor. Bunda, reklamda her tıklama başına ödeme yapılacağı için reklamcı tarafından da risk alınması gerekiyor. Ayrıca reklamcıları, sunulan ürünle  reklamın alakalı olması için zorluyor çünkü bu şekilde her tıklama bir aksiyona dönüşebilir. Aynı zamanda yayınlayanda, reklamın tıklama alabilmesi için uygun yerlerde gösterilmesi gibi sorumluluklar alıyor. Tıklama olmazsa geri dönüşüm de alınmıyor. Aslında iki taraf için de çok basit ve emin adımlarla ilerlenebilecek bir formül.

Performansı ölçmek için bu risk ve kolaylığı paylaşmak, tıklama başına maliyetin neden bu kadar tutulduğunu açıklıyor. Bu o kadar çok kullanılıyor ki Google, reklamcı ve yayınlayan arasındaki aracı rolünü oynayarak geri dönüşümden milyonlar üretiyor. Arama motoru sonuçlarındaki reklamlarda Google, aslında yayımlayan taraf. Bütün arama motoru pazarlaması sektörü büyük arama motorlarının, ajanslara reklam  kampanyalarını yürütme yetkisi vermesi üzerine kuruldu. Bu tıklama başına maliyet kampanyaları o kadar başarılı oldu ki, reklam dünyasındaki harcamaların gittikçe sanal dünyaya geçiş yaptığı açıkça görülebiliyor.

Tıklama başına maliyetteki tek problem, rakip firmaların bütçelerini bitirmek için yapabileceği hileli tıklamalardır. Bu yüzden,satılan ürün veya servis reklamları ile alakası olmayan insanların reklamınıza tıklamamaları için ayrı bir içerik kurmanız mümkün. Bu tür hileler yapanların amacı, bazı şirketlerin reklamlarını devre dışı bırakabilmek için reklam maliyetini yükseltmek veya direkt olarak bütçesini bitirmek olabiliyor. Yinede bu tıklama başına ödenen paraların miktarında bir  azalma işaretinin daha görülmemesine rağmen Google, hilekarlar ile savaşmak için elinden geleni yapıyor.  Herhangi bir sahtekarlık tespitinde geri ödeme yaparak, reklamverenini güvenceye alıyor.


Tagged with: